İlişkilere Nasıl Başlayamıyoruz

İlişkilere Nasıl Başlayamıyoruz

Yoğunlukla gelen soru alanlarından bir tanesi de ilişkilerin başlama süreciyle ilgili. “Bir şey oluyor ve ne olduğunu bilmiyorum, ilişki bitiyor.”, “İlişkiye başlayamıyorum.”, “Bir an her şey yolunda gidiyor, sonra bir an geliyor ilişki tepetaklak olmuş ve bitmiş. Hiçbir şey anlamıyorum.”

Gerçekten de bir şey oluyor o arada. Bize o kadar yakın, o kadar bizden ki, biz ne olduğunu farketmiyoruz tabii o arada fakat şemalarımız aktive olmuş oluyor ve biz farketmeden, bize çok da doğal gelen bir şeyler yaptırıyor ya da söyletiyor.

İlk devreye girenlerden birisi reddedilme korkusu. Bu, elbette kuracağımız ilişkileri fakirleştiren, bizi harekete geçmekten alıkoyan, reddedildiği anda içeriden cezalandırıcı bir sesin geleceğine emin olduğu için olduğumuz yerde durmamıza sebep olan bir şema. İçerisinde utanç duygusunu da barındırıyor. “Reddedilip kendini rezil edeceğine otur oturduğun yerde.” diyen bu ses bize çokça fırsat kaçırtıp beraberinde de pişmanlık getiriyor.

Bir diğer sebep ise aceleci davranıyor olmamız. Bu, genellikle kuşkuculuk şeması ile örtüşmektedir. Karşımızdaki kişiyle ilişkinin seyrinde doygunluğu yaşayarak ilerlemektense diğerinin niyetini anlamaya çalışıyor, tetikte bekliyoruz. Beklentilerimiz, isteklerimiz paralel değilse baştan peşin peşin söylenmesini bekliyor, durum buysa da ilişkiye başlamamayı tercih ediyor olabiliriz. Halbuki ilişkinin seyrinde bizim de karşı tarafın da düşünceleri, beklentileri, istekleri, korkuları, hayalleri değişebilir. Bu durumda sabırsızlık, korkuyla paraleldir – reddedilmekten, terkedilmekten ya da ilişkinin bir yerde bitmesinden korkuyor olabiliriz.

Stratejik davranmaya çalışmak da başka bir ilişki handikapı olarak karşımıza çıkabilir. Ne kadar istekli olduğumuzu çaktırmamak, o aramadan aramamak, 3. buluşmaya kadar kendimizi açık etmemeye çalışmak… Bunların hepsi “ilişki kodları”na göre bizi eksiye düşürecek hareketler olarak tanımlanmıştır. Halbuki ancak dürüst bir paylaşım bizi gerçek ve doygun bir ilişkide tutabilir, paylaşımı arttırır.

İlişkilerin temelinde aslında en önemli olan belirsizlikte kalabilmek, duygularımızın sorumluluğunu alıp kontrolü biraz olsun elden bırakmak, yaşanabilecek her türlü senaryonun olası ve kabul edilir olduğuna hemfikir olmak, anda kalmak, anı yaşamaktır. Ancak bu sayede tatmin edici bir ilişkiye ulaşabilir ve onu sürdürebiliriz.