Anne - Çocuk bağlanması yetişkinlikteki ilişki kurma biçimimizi şekillendiriyor!

Anne - Çocuk bağlanması yetişkinlikteki ilişki kurma biçimimizi şekillendiriyor!

Hangimiz gerek duygusal gerek arkadaş ilişkilerimizde bir problem yaşadığımızda “Neden hep böyle oluyor?” diye sormamışızdır ki? Aslında yaşadığımız ilişki kurma biçimlerine, ilişkilerimizin nasıl ilerlediğine, ilişkileri nasıl sürdürdüğümüze, ne zaman problemler çıktığına bakarsak benzer özelliklerin hep tekrarladığını görebiliriz.

Bunun sebebi çocukluk çağımızda annemizle veya bize bakım veren kişi ile kurduğumuz bağlanma biçiminden kaynaklanmaktadır. Bir gelişim psikoloğu olan Mary Ainsworth çocukların bağlanma biçimlerini gözlemleyebilmek için bir deney oluşturmuştur. Bu deney 12 – 24 ay arası çocuklarla gerçekleştirilmiştir. Deneyin sonucunda, çocukların annelerinin varlığı ve yokluğu durumunda geliştirdikleri davranış biçimlerini gözlemleyerek üç çeşit bağlanma biçimi sunmuşlardır. Öncelikle bunlardan biraz bahsedelim:

Sağlıklı Bağlanma: Bu bağlanma biçiminde çocuklar anneleri yanlarındayken ilk kez gördükleri bir odada özgürce hareket etmiş, odanın içindeki nesneleri keşfetmişlerdir. Bu, aslında annelerini “güvenli” olarak tanımladıklarını göstermektedir. Anneleri yanlarındayken odaya bir yabancı girdiğinde de rahat davranışlar sergileyip bu yabancı ile de rahatça iletişime geçebilmişlerdir. Anneleri odayı terk ettiğinde gözlemlenebilir bir şekilde üzülmüş, odaya geri döndüğünde ise onu gördüğüne sevinmişlerdir. Bu, aslında çocukların annelerinin varlığı ve geri döneceği konusunda kendilerini güvenli ve güvende hissettiklerini göstermektedir.

Kaygılı Bağlanma: Bu bağlanma biçimini gösteren çocuklar annelerinin varlığında dahi gerginlik belirtileri göstermişlerdir. Anne odayı terk ettiğinde yüksek kaygı düzeyine ulaşan bu belirtileri, anne odaya döndüğünde sakinleştirmekte zorlanmıştır. Çocuklar, annelerine adeta “yapışmış” bir davranış biçimi göstermiş, yanlarından ayrılmamış, bazıları annelerinin kucağından inmemiştir. Bazı çocuklar annelerine kızgınlık ve küskünlük yaşayıp bunu onlara vurma, yumruklama, tekmeleme gibi fiziksel şiddet davranışları kullanarak anlatmışlardır.

Kaçıngan Bağlanma: Bu bağlanma biçimindeki çocuklar ise anne odadayken anneden kaçınma veya onu yoksayma davranışları gösterirler. Anneleri odayı terkettiğinde, bir yabancı odaya geldiğinde ve anne geri geldiğinde çok az duygu değişimi gözlenmiştir. Çocuklar – anne odada olsun veya olmasın – odanın içindeki nesneleri keşfetmek için istekli davranışlar sergilememiştir. Anneleri odayı terkettiğinde gerginlik belirtileri göstermemiş, anneleri odaya döndüğündeyse ya biraz iletişim kurmaya çalışmış ve biraz yok saymış ya da annelerini reddetmişlerdir.

Sağlıksız bağlanma biçimlerinin nedenleri nelerdir?

Kaygılı bağlanma davranış biçimleri çocuk açısından öngörülemez, bağdaştırılamaz olan ve sabit, sürekliliği, yapılanması olmayan bir bakım verildiğinde ortaya çıkmaktadır. Bu davranış biçimi anneye karşı öfke ya da çaresizlik duyguları uyandırmaktadır. Vurma, yumruklama, tekmeleme aslında annenin varlığını sürdürmesi ve iletişimi kontrol altına alabilmek için çocuk tarafından geliştirilmiş bir stratejidir.

Kaçıngan bağlanma geliştiren çocukların bu telaşsız, kayıtsız, heyecansız davranışlarının aslında gerginliklerini gizleme adına geliştirdikleri bir maske olduğu söylenebilir. Bu davranış biçiminin gelişmesine en büyük sebep ise aslında aynı davranışı anneleri ile ilişkilerinde deneyimlemiş olmalarıdır. Yani bu çocukların annelerinin tekrar bir araya gelme durumunda heyecansız, kayıtsız davranışlar sergilediği söylenebilir. Çocuğun ihtiyaçları genellikle karşılanmamıştır ve çocuk ihtiyaçları için annesiyle iletişime girmesinin annesinin üzerinde bir etki yaratmayacağı inancını geliştirmiştir.

Peki bu bağlanma biçimleri yetişkinlik ilişkilerimizi nasıl etkiler?

Anneyle olan bağlanma deneyimleri aslında yetişkinlik dönemimizdeki her türlü yakın ilişkinin bir provasıgibidir, bu ilişki biçimini model alarak davranırız. Bu deneyimler esnasında bireyin benlik değerini geliştirmektedir. Kendisini ne kadar sevdiği, başkaları tarafından ne kadar sevgiye, saygıya layık olduğu, ne kadar değerli bir birey olduğu bu deneyimlerden elde ettiği sonuçlarla oluşmaktadır. Aynı şekilde başkaları ile ilgili geliştirdiği düşünce biçimleri de yine bu ilişkinin sonucudur. Başkalarının ne kadar güvenilir, tutarlı, önemseyen, sevgi dolu bireyler olduğuna anne modelinden yola çıkarak karar verilir.

Yukarıdaki bağlanma biçimlerini baz alırsak yetişkinler de yetişkinlik ilişkilerinde benzer özellikler göstermektedir. Güvenli bağlanmakuran bireyler hem benlik hem başkalarının değeri açısından olumlu düşüncelere sahiplerdir. İlişkilerini sürdürme konusunda istekli ve başarılı olan bu bireyler için kişisel özelliklerini kaybetmemek de aynı şekilde önemlidir. Kaygılı bağlananbireyler çocukluk dönemlerinde annelerinden sürekli ve yapılandırılmış bir sevgi ve güven sağlayamadıklarından kendileri ve başkaları hakkında geliştirdikleri inançları olumsuzdur. Her an ilgiden yoksun kalacağını düşünen bu bireylerilişkilerinde de benzer özellikler gösterip karşılarındakine aşırı bağlılık hatta bağımlılık gösterirler. Kaçıngan bağlananbireyler hem benlik değerlerini hem başkalarının değerlerini olumsuz görme eğilimindelerdir. Yakın ilişkiler onlar için çok önemli olsa dahi bunu reddeder, kolayca yakın ilişki kuramazlar. Bu bireyler kimsenin ilgisinin gerçekliğine inanmazlar – onlar için bağlanmak ve birisinin onlara bağlanması korkutucu bir senaryodur. Kendilerine ve kendi kararlarına güvenmeyen bireyler başkalarını kendilerinden daha üstün, daha yetkin ve doğru kararlar alabilen bireyler olarak görmektelerdir, dolayısı ile takıntılı bir bağlanma kurabilirler.